Salı 10 Ara 2019

Gerçek Koro Yıldız'da Kuruluyor

Yazdır PDF

[ÜNİVERSİTE’NİN TÜRK MUSİKİSİ KOROSU] [1980 - 1982]

1980 yılının ders başlangıç zamanı ; Ekim ayı başları ... Şimdi kulaklarını çınlatacağım sevgili arkadaşım Raif Durak (sonra prof.oldu) odama geldi ve bir öneride bulundu. Tam ortam sakin bir hal almışken seninle bir şeyler yapalım. “ – Nedir ; ne yapabiliriz ? “ diye sordum. “ - Bir koro kuralım ! “ dedi. “ - Senin bu konuda ne kadar deneyimli olduğunu, musiki geçmişini yakından biliyorum. Bunu da senden başka yapacak kimse yok ! Sana “Spor Birliği” olarak destek olacağım , organizasyonu ben üstleneceğim !” dedi.

1980 yılında, henüz İstanbul Devlet Mühendislik ve Mimarlık Akademisi  olarak devam eden bir süreç içindeyiz. Üniversite olmamıza daha iki yıl var. Raif Durak hoca duyuruyu yapıyor. Bir Türk Musikisi Korosu kuracağız, ilgi duyan koroda yer almak isteyenler, şu gün şu saatte amfi A ya gelsinler. Afişler Okulun çeşitli yerlerine asıldı. O tarihte bize bağlı dört adet Yüksek Okulun öğrencilerine de bu davet yapıldı. Ben çok heyecanlıyım ; çünkü nasıl bir durumla karşılaşacağımı bilmiyorum. Nihayet beklenen gün ve saat geldi. Raif Durak ile birlikte sözü edilen amfiye gittik ; tıka basa dolmuş. Gözlerime inanamadım ; en az 50 ya da 60 kişi toplanmış. Ben toplantıya giderken  on , on beş kadar yetenekli öğrenci bulabilir miyim diye düşünüyordum. Yani açıkçası çok da umutlu değildim. Gördüğüm manzara ve konuya ilgi çok hoşuma gitmişti. İşimizin alışkanlığıyla, sanki herhangi bir ders girmiş gibi gayet rahat bir şekilde, bir başlangıç ve Hoş geldiniz ! konuşması yaptım. Bir sonraki aşamada kendimi ve bütün musiki geçmişimi ayrıntılı olarak anlattım. Bana inanmalarını ve güvenmelerini istiyordum. Ben onların komutanları olacaktım. O sırada orada, kendimi tek kişilik bir ordu gibi hissettim. Bir sonraki aşamada, ne yapmak istediğimi, nasıl bir çalışma tekniğini uygulayacağımı, birlikte kuracağımız koronun icra edeceği eser türlerini, buna bağlı
olarak koromuzun Klasik Türk Musikisi Korosu adıyla kurulacağını ve bunlara benzer diğer bazı ayrıntıları anlattım. Bütün bunlar yaklaşık yarım saat sürdü.

Amfide öğrenciler ilgiyle izliyorlar ; bunu görüyorum. Çıt çıkmıyor ! Sonra onlara :
“ Şimdi de sizleri tanıyalım ! dedim. Ve sormaya başladım :
“ - Aranızda profesyonel çalışması olan var mı ?           
- Aranızda daha önce bir koroda çalışan var mı ?
- Aranızda enstrüman çalmasını bilen var mı ?
- Aranızda bu konuda eğitim almış biri var mı ?  “
- Aranızda nota bilgisi olan var mı ?
Ben soruları sordukça eller kalkıyor. Kalkan eller de sayıca, hiç de az değil. Bunları görünce bana bir güven geliyor. Raif Hoca’nın yanına gidip ; “ – Galiba buradan bir şeyler çıkacak ! “ diyorum. Bu soruşturmanın sonunda ortaya çıkan en önemli sonuç enstrüman konusunda oluyor. Üç keman, bir kanun, bir ud ve bir ritim saz.
Kemanlar  :  Cengiz (Metin) Tanrıöver ; Selim Mumcuoğlu ; Metin Karadeniz
Kanun       :  Fatih Turan (aynı zamanda ud da çalıyor)    
Ud             :  İsmail Birateş
Ritim Saz  :  Hüsnü Ömer Ozanbay

Ayrıca koristler için aradığımız kriterleri söylüyorum. Bir çalışma programı veriyorum. Haftaya başlayacağımızı bildiriyorum. Ancak şöyle bir durum var. Okulda ikili eğitim yapılıyor ve bu öğrencilerin bir kısmı da diğer semtlerdeki okullardan gelecekler. Örneğin Cengiz Tanrıöver Kadıköy Mühendislik’ten, Selim Mumcuoğlu Vatan Müh.’ ten gelecek. Bazı öğrenciler ikinci öğretimde, onlar 16 dan sonra gelemez ; gündüz öğrencileri 16 dan önce gelemez. İşte böyle bir sıkıntımız var. Sonuçta ortak çözüm şöyle gerçekleşti : Haftada iki gün Salı ve Cuma iki seans çalışma yapılacak. O gün  için çalışma iki kez tekrarlanacak. İkinci öğretim öğrencileri saat 14 den 16 ya kadar ; Birinci öğretim öğrencileri ise 16.30 dan 18.30 a kadar çalışacağız. Fizik amfisini bize tahsis ediyorlar. Bu amfinin iyi yanı, içinde bir oda var ve oraya sazlarımızı, notaları
buraya bırakabiliyoruz.  Buranın anahtarı bende ve sadece biz kullanıyoruz.

Koroya ilgi giderek artıyor. Sazlarımıza, tanbur ile memurlarımızdan Talat Eğilmezer ve henüz Asistan olan Ahmet Ünal (şimdi prof.) da uduyla katılıyor. Koroya durmadan yeni elemanlar geliyor. İlginç olan öğretim elemanlarının ve memurların da katılmaya başlaması. Böylece koro gerçekten akademinin (daha sonra üniversitenin) korosu oluyor. Yani her kesimden katılım olunca bu kendiliğinden gerçekleşiyor. Her seansta en az elli civarında öğrenci ile çalışıyoruz ki bu da toplamda neredeyse yüz öğrenci demektir. Sanki konservatuar açtık gibi oldu. Ben aynı zamanda her çalışmanın ilk yarım saatinde Türk Musikisi hakkında temel bilgiler veriyorum. Çalışmaları sazlı yapıyoruz. Bu da işi biraz daha kolaylaştırıyor. Değişik yöntemler uyguluyorum sesleri tanımak için. İçlerinde çok özel sesler var ve bu öğrencileri ayrıca solist yapmak için özel çalıştırıyorum. Salih Çalışır, Mehmet Özsöz, Lale Özyavuz, Yudum Yontan şu anda anımsayabildiğim bazı adlar. İleride bunlara yenileri eklenecek.    

Birkaç ay çalışmadan sonra, artık konser hazırlıklarına başlıyoruz. Bunun için birkaç ay öncesinden bazı hazırlıklar yapmamız gerekiyor. Örneğin, program, konserde icra edilecek şarkılar, eserler ...  Bunların belirlenmesi, nota takımlarının hazırlanması, sazların ve solistlerin özel  çalışmaları ... Sahne provaları ...
Bütün bunlar zaman alan işler.

AKADEMİDEKİ İLK KONSER

1981 yılının Haziran ayından bir gün seçiyoruz :  6 Haziran 1981 ~ saat 14.30
Aşağıda örneğini sunduğum bir afiş hazırlamışız :

“                                                          İSTANBUL
DEVLET MÜHENDİSLİK VE MİMARLIK AKADEMİSİ

KLASİK TÜRK MÜZİĞİ KOROSU KONSERİ

YÖNETEN  :  Doç. YAVUZ AKSOY

6 Haziran 1981  -  Cumartesi    /  Saat  :  14.30

Yer  :  Konferans Salonu
(Giriş Serbesttir)
SPOR BİRLİĞİ        “

Konser programı ise şöyle (sadece şarkı adlarını yazıyorum)
BİRİNCİ KISIM  -  RAST MAKAMINDAN SEÇİLMİŞ ESERLER
- Gelse o şuh meclise, naz-ü tegafül eylese
- Sevda ile dillendi bu son şarkı sesinle
- Bir bakışla bağladın zülfüne şeyda dili
- İçime hep hüzün doluyor
- Fitneler gizlenir mahmur gözüne
- Her dilden ol meh çalmıyor
- Asude fikrim avarelendi
- Yıllar var ben onu hiç unutmadım
- Karlı dağı aştım geldim

İKİNCİ KISIM – A  -  SAZ ESERLERİ
- Sultaniyegah Peşrevi
- Sultaniyegah Saz Semaisi
- B  -  SOLO ŞARKILAR
- Ey çerh-i sitemger dil-i nalane dokunma [Kamil Özcan]
- Yalnız bırakıp gitme bu akşam yine erken [Mehmet Özsöz]
- Ömrüm seni sevmekle nihayet bulacaktır [Yudum Yontan]
- İçimde kim vardır bir bilebilsem [Sevilay Öztürk]
- Gözlerinden içti gönlüm neşeyi [Sabri Afacan]
- Kuş olup uçsam sevgilimin diyarına [Lale Özyavuz]  
- Mihrabım diyerek sana yüz vurdum [Salih Çalışır]
- Bir akşam son defa seni görmeden [F.Lale Özyavuz + Selahattin Okumuş]
-  C  -  HİCAZ MAKAMINDAN SEÇİLMİŞ ESERLER   
- Ülfet etsem yar ile ağyare ne
- Gül sen gülün olayım
- Gide gide aman yarelerim dirildi ...  
VE SON ...


Bu ilk konser üniversitede büyük ses getirdi ve çok beğenildi. Bu da bizleri ilerisi için
cesaretlendiriyordu. Şimdilik bu sezonu kapamıştık ; artık gelecek sezonun hazırlıkları başlayacaktı. Ancak önümüzdeki yıl bizleri, o an için farkında olmadığımız büyük bir
sürpriz gelişme bekliyordu.