Salı 10 Ara 2019

Koro ile Safiye Ayla Birlikteliği

Yazdır PDF

İLGİNÇ ÜÇ BÜYÜK KONSER’İN İLKİ

1981 yılı, büyük önder ATATÜRK’ün doğumunun 100. yılı ...

Bu yıl, bu özelliği ile yaşanarak devam edecek ... Her zaman, her an kalbimizde yaşattığımız ATA’mızı bu yıl çok daha değişik şekillerde ve çeşitli vesilelerle anacağız. Akademide bu konu güncel hale gelince programlar yapılmaya başlandı. Biz de Koro olarak, Atatürk’ün Sevdiği Şarkılar adını verdiğimiz bir konser planlamayı düşündük. Yeni sezon itibariyle çalışmalara da başladık. Bu kez önümüzdeki zaman kısa ; çünkü yıl bitmeden konser icra edilmeli. Oysa koro çalışmaları ancak Kasım ayı başında başladı . Artık her şeyimizle sadece bu konsere yöneldik. Tarih belirlendi : 30 Aralık 1981 ; Çarşamba ; saat 15.00 ; yer : Akademi Konferans Salonu

Zaman kısa olunca program da biraz kısa oldu. Yine şarkı adları itibariyle Atatürk’ün sevdiği Şarkılar ve çoğu Rumeli Türkülerinden oluşan program şöyle :

- Rast Methal (Saz Eseri)

- Gözümde daim hayali cana

- Hab-ı gah-ı yare girdim, arz için ahvalimi

- Neden hiç durmadan sevmiş bu gönlüm

- Cana rakibi handan edersin

- Dil harab-ı aşkınım sensin sebep berbadıma

- Olmaz ilaç sine-i sad pareme

- Şahane gözler şahane

TÜRKÜLER

- Dağlar dağlar viran dağlar

- Alişimin kaşları kare

- Köşküm var deryaya karşı

- Havada bulut yok bu ne dumandır

- Maya dağdan kalkan kazlar

- Pencere açıldı Bilal oğlan

Bu konsere tam olarak yoğunlaşmış durumdayım ; sanırım öğrencilerim de öyle. Bu arada aklıma birden ilginç bir fikir geliverdi ki içinde büyük ses sanatçısı sayın Safiye AYLA da vardı. Saygın bir sanatçı kimliği olan Safiye Ayla, zamanında Atatürk’ün huzurunda şarkı söylemiş ve musiki ile ilgili sohbetlere katılmış bir kişi ... Türkçeyi de çok iyi konuşan bir sanatçı. Gençlik ve Musiki anılarımı okursanız, onu henüz çocuk yaşlarımdan beri tanıdığımı ve izlediğimi göreceksiniz. Bu nedenle ona nasıl yaklaşacağımı da az çok biliyorum. Konuyu eşim Nigar’a açıyorum ve o da bu konuda olumlu yaklaşıyor. Telefonla randevu alıyoruz, çiçeğimizi yaptırıyoruz ; evine ziyaretine gidiyoruz. Bizi çok güzel karşılıyor. Kendimi tanıtıyorum ; çünkü önce bana inanması gerekiyor. Sonra ziyaret nedenimizi açıklıyorum ; anlıyorum ki büyük bir heyecan yaşıyor. Sanatçı kimliği

adeta yeniden harekete geçiyor. Çünkü ben kendisinden, koromuzla beraber olmasını istiyorum. Bu solo da olabilir, ortak bir çalışma da olabilir. Hazırladığımız programı gösteriyorum ; çok beğeniyor. Şöyle bir mutabakat oluşuyor : İlke olarak bize katılacak ; ancak son kısımdaki iki ya da üç türküyü seslendirecek. Örneğin “Havada bulut yok “ türküsünü solo okuyacak, diğer son iki Hicaz türküyü koro ile birlikte okuyacak. Bir de öneride bulunuyor. “ Bu programa Ülkü’yü de davet edelim ! “ Ülkü Adatepe Atatürk’ün manevi kızı ve bir süre önce bir elim trafik kazasında kaybettik, rahmetler diliyorum. Ben de çok sevineceğimi söylüyorum. Böyle bir girişim ve güzel bir son hepimizi ve özellikle koromdaki öğrencilerimi hem sevindiriyor hem heyecanlandırıyor.

Akademide de kısa sürede duyuluyor ve konsere ilgi o oranda artmaya başlıyor.

Akademi Başkanlığı bu konserle ilgili bir davetiye bastırıyor ve bir de basın bülteni yayınlıyor. Konsere yakın günlerde, neredeyse bütün İstanbul gazetelerinde konser haber olarak geçiyor. Akademinin davetiyesi de şöyle :

İSTANBUL DEVLET MÜHENDİSLİK VE MİMARLIK AKADEMİSİ tarafından düzenlenen

ATATÜRK’ün doğumunun 100.yılı kutlamaları programı çerçevesinde

Değerli ses san’atkarı Safiye AYLA

ve

Akademimiz öğretim üyesi Doç.Yavuz AKSOY

yönetiminde

İSTANBUL DEVLET MÜHENDİSLİK VE MİMARLIK AKADEMİSİ

KLASİK TÜRK MÜZİĞİ KOROSU

 

tarafından, 30 ARALIK 1981 Çarşamba günü saat 15.00 de Akademi Konferans Salonunda verilecek olan

 

ATATÜRK’ÜN SEVDİĞİ ŞARKILAR VE ANILAR

adlı konsere onur vermenizi rica ederim.

İ.D.M.M.A. Başkanı

Prof. Süha TONER

Konser için hazırladığımız programda çeşitli açıklamalar yapılıp, Safiye Ayla’ya da teşekkür edildikten sonra en çarpıcı ifade şu olmuştu :

Yüce ATATÜRK’ün manevi huzurunda bulunmanın

onur ve heyecanı içindeyiz !

Konser inanılmaz ilgi gördü. Birkaç gazeteden gelenler oldu. Ülkü Adatepe’nin katılımı büyük bir sükse, Safiye Ayla’nın katılımı büyük bir ilgi yaşanmasına neden olacaktır. 500 kişilik salon merdivenlerine, kapı sahanlıklarına kadar dolu olduğu gibi, salona bitişik iki amfide de kapalı devre naklen yayın yapılıyordu ve bu amfiler de tıka basa dolmuştu. Akademi Başkanımız ve bir çok öğretim üyesi ve personel de izleyiciler arasındaydı ve tabii ailelerimiz de oradaydı. Çok başarılı bir icra oldu. Safiye Ayla sırası gelince sahne aldı ve çok öz ve güzel bir konuşma yaptı. Atatürk’ü anan ve bizlere de teşekkür eden konuşmasından sonra “ Havada bulut yok bu ne dumandır “ türküsünü solo okudu. Ertesi günkü bir gazete bunun için : “ Safiye Ayla bu türküyü okurken hem ağladı, hem ağlattı ! “ gibi bir yorum geçiyordu. Son iki hicaz türküyü de solo-koro icra ettik ve büyük bir alkış ve takdirle programı bitirmiş olduk. Bu konser günlerce konuşuldu. Ayrıca Akademi Başkanlığı da bana, 7.1.1982 günü tarihini taşıyan ÖZEL bir yazı göndererek,

bu çalışmamızın ve programımızın takdir edildiğini belirtiyor ve sonu şöyle biten bir teşekkür yazısı geliyordu :

Akademide birlik ve beraberliğin pekişmesinde çok olumlu sonuçlar veren bu

faaliyetiniz için başta siz olmak üzere koroda görev alan tüm arkadaşlarımı yürekten kutlar, fedakarlık ve gayretleriniz için teşekkür ederim.

İ.D.M.M.A. BAŞKANI

Prof.Süha TONER

İLGİNÇ ÜÇ BÜYÜK KONSER’İN İKİNCİSİ]

Bestekar Sadettin KAYNAK için düzenenen bir konser bu !

İkinci büyük ve önemli konser büyük besteci Sadettin Kaynak ile ilgilidir. Sadettin Kaynak bir din adamı olup, Sultanahmet Camii hocalarındandır. O, 1895 yılında doğmuştur. Kendisinin çok güzel bir sesi ve mükemmel musiki bilgisi vardı. Bunu geliştirmek ve batı musikisi dediğimiz tür üzerinde daha derin bilgiler edinmek için 1926 yılında Berlin’e giderek musiki eğitimi aldı. Bunu Viyana, Paris ve Milano gezileri izleyecektir. Buralarda musiki bilgi ve görgüsünü geliştirdi. Onu 2.2.1961 günü kaybetmiştik. 1983 yılında, öleli 22 yıl geçmişti. İşte yılın konseri bu tema üzerine kurgulanacaktı.

Eserlerinin neredeyse tamamında aldığı bu musiki eğitiminin izlerini bulmak olanaklıdır. Çok güzel besteler yapmaya başladı. Bu bestelerin o zamanki kayıt tekniği taş plak denilen balmumu maddeli disklerdi. Bunlar gramofon denilen bir alet yardımıyla ses verirlerdi. Sadettin Kaynak’ın eserlerini bu taş plaklara okuyan ise sayın Safiye Ayla idi. İşte buna ait bağlantıyı böyle kurdum. Düşünüp bulduğum bu yolla, sayın Safiye Ayla’yı aramızda bir kez daha görme şansımız olacaktı.

Bir kez daha ziyaretine gittik. Bu kez gündemimiz Hafız Bestekar Sadettin Kaynak idi. Sadece 33 şarkısını film müziği olarak okumuştu. Onlar hakkındaki bütün bilgilerimi sergileyerek, onu bir kez daha etkilemeyi başarmıştım. Sadettin Kaynak ile ilgili konseri birlikte yapacaktık. O seçtiği birkaç şarkıyı solo okuyacaktı. Program birlikte yapıldı. Sonunda ortaya müthiş bir Sadettin Kaynak repertuarı çıktı. Programda şu eserleri yer alacaktı (sadece şarkı adlarıyla) :

- Perişan ömrümün neşesi söndü

- Ağlarım çağlar gibi

- Yüce dağ başında yatmış uyumuş

- Hicran gönül belası

- Leyla bir özgecandır [solist : Yudum Yontan]

- İncecikten bir kar yağar

- Benim olsan seni [solist : Mehmet Özsöz]

- Yadeller aldı beni [solist : Atilla Ökmen]

- Ne yaptım, kendimi nasıl aldattım [solist : M.Salih Çalışır]

- Ay doğdu batmadı mı ?

- Son ümidimde bitti

- Ne boş yere yanmışım

- Tel tel taradım zülfünü

- Deli gönül gezer gezer gelirsin

- Enginde yavaş yavaş

- Yollarına gül döktüm

- Benim yarim gelişinden bellidir

- Yeşil gözlerini ufkuma ger ki [solist : Safiye Ayla]

- Muhabbet bağına girdim bu gece [solist : Safiye Ayla]

- Menekşelendi sular [solist : Safiye Ayla]

Konser 5 Şubat 1983 günü icra edildi. Çok başarılı oldu. Bu konser de önceki gibi büyük ilgi topladı. Bu konserin bence çok önemli bir başka ayrıntısı, yıllar önce İstanbul Radyo Evinde fasıl şefim olan, keman üstadı sayın Avni Atun’un da aramızda bulunmasıydı. Onu da arayıp bulmuş, aramıza, koromuza katılmasını sağlamıştım. Diğer bir ayrıntı da büyük

sanatçının solo yapacağı konserde, benim öğrencilerimden de dördü solo yapacaktı. Bu

gibi tercihler büyük cesaret işidir.

 

Bu konserin çok önemli bir başka ayrıntısı ise, 1982 yılında Yıldız Üniversitesi olduğumuz için, koromuzun adı da buna koşut değiştiğinden Yıldız Üniversitesi Klasik Türk Müziği Korosu olarak ilk kez bu konseri gerçekleştirmiş olmamızdır.

 

 

İLGİNÇ ÜÇ BÜYÜK KONSERİN ÜÇÜNCÜSÜ

Şan Müzikholü’nde çok iddialı bir ortamda verilen bir konserdi.

Sayın Safiye Ayla ile bir sonraki sanat birlikteliğimiz ve bu iddia ortamı şöyle gelişti...

Lions Grubu’nun Beyazıt Şubesi güzel bir hayır işi yapıp, ağır işiten çocuklar için bir eğitim merkezi kurmak girişiminde bulunuyorlar. Ancak bunu finanse edebilmek için de büyük çaplı bir musiki gecesi düzenlemeyi planlamışlar. Burada, pek çok profesyonel sanatçının yer alacağı çeşitli programlar icra edilecek.Bu program için Elmadağ’daki Şan Müzikholü seçilmiş. 28 Şubat 1983 günü gecesi saat 21 de program başlayacak. Biz koro ile son olarak sahne alacağız Bize sıra ancak 22.30 da gelebildi. 55 kişilik dev bir koroyla çıkıyoruz sahneye ve benim solistlerim de var. Safiye Ayla da bizimle birlikte söyleyecek, programın ikinci kısmında. Çok duygu yüklü bir geceydi. Sazların arasında, İstanbul’daki bütün profesyonel saz sanatçıları var. Onları yönetiyorum. Hata yapıyorlar, düzeltiyorum. Yaklaşık 20 kişilik bir orkestra var karşımda, tabii bizim çocuklar da aralarında. İki saate yaklaşan bir konser süresi yaşıyoruz. Müzikhol tıka-basa dolu ; neredeyse 1000 kişi var. Böyle bir dinleyiciye konser yapıyoruz. Safiye Hanım genç kız iken giydiği tuvaletleriyle çıkıyor konsere. Onlara ait öyküler anlatıyor. Bu kadar uzun bir konserde ara vermemize karşı çıkıyor ; haklı, çünkü saat neredeyse 23.30 olmuş ve seyircinin olur da dağılmasından korkuyor. Endişesi şu : “ Sonra derler ki Safiye Ayla okurken seyirci salonu terk etti ! “

Şu hassasiyete bakınız ! Sanatçı böyle yaklaşıyor. Oysa benim çocuklar perişan ve hepsi çok yorgunlar. Çünkü altı yedi saattir buradayız ve provalar, beklemeler bizi yordu. Bunları

sahnede konuşuyoruz. Konser kesintisiz devam ediyor. Çok da başarılı bir şekilde son buluyor. Konser bittiğinde saat neredeyse 24.30 olmuştu. Ondan sonra yorgun ama mutlu bir şekilde dağıldık

 

Konserde okuduğumuz eserler yani konser programı şöyleydi (sadece şarkı adlarıyla) :

[Koro seslendiriyor]

- Tuti-i mucize guyem

- Etti o güzel ahde vefa

- Dil harabı-ı aşkınam

- Gel gitme kalmasın

- İncecikten bir kar yağar

- Benim sen nemsin

[Safiye Ayla’nın katıldığı kısım]

- Şahane gözler şahane

- Alişimin kaşları kare

- Köşküm var deryaya karşı

- Maya dağdan kakan kazlar

- Pencere açıldı Bilal oğlan

[Koro seslendiriyor]

- Zülfün görenlerin

- Süzüp süzüp de ey melek

- Dil seni sevmeyeni

[Safiye Ayla’nın katıldığı kısım]

- Menekşelendi sular

- Yeşil gözlerini ufkuma ger ki

- Muhabbet bağına girdim bu gece

- Yar saçların lüle lüle

- Sarı kordelam sarı

 

Bu konser öncesindeki gelişmelere de değinmeden geçmek olamaz.

Yukarıda sözünü ettiğim hayırlı iş için Lions şube temsilcileri Safiye Ayla ile görüşüp onun bu konserde yer almasını istiyorlar. Ancak şöyle bir öneriyle karşılaşıyorlar :

Yıldız Üniversitesi’nin bir korosu var ; yöneticisi de doçent Yavuz Aksoy ! Eğer bu koroyu getirtebilirseniz ben ancak onlarla beraber bu konsere katılabilirim ! “ O insanlar ertesi günü benim yanımdalar ve bana bu konuşulanları anlatıyorlar. Bana da konser için ricada bulunuyorlar. Ben gelen kişilere şunları söylüyorum :

Biz bir üniversite adına bu koroyu kurduk. Dolayısı ile önce Rektör’den izin almanız ve

bir de benim öğrencilerimle konuşup onların onayını almam gerekir. Eğer bu koşullar

gerçekleşirse, biz de bu güzel hayırlı işe katılmak isteriz ! “

O iki kişi, Rektöre gittiler ve sonuçta oradan bir izin çıktı. Öğrencilerle konuşunca, onlar da bu işe gönüllü oldular ve bu şekilde bu programa katılmamız gerçekleşti. Bu da Safiye Ayla’nın bize büyük ve inanılmaz bir jesti oldu. Konserin afişleri İstanbul’un her yerinde günlerce asılı kaldı ve o afişlerde Safiye Ayla adıyla birlikte benim adım da günlerce yazılı durdu ve tabii Üniversitemizin ve Koromuzun adı da ...